Yüksek rakım nedeniyle yaz aylarında bile akşamları hava aniden soğuyabilir, ceket alınmalıdır. Kışın zirveye çıkarken araçlarda kış lastiği ve zincir bulundurulması zorunludur.
Arkıt Dağı Yaylaları hakkında
Bolu’nun o meşhur dağ yollarında ilerleyip tarihi deri zanaatıyla ve soğuk havasıyla bilinen Gerede ilçesine ulaştığınızda, başınızı hemen kuzeye, gökyüzüne doğru yükselen heybetli zirvelere çevirmeniz gerekir. İşte tam oracıkta, deniz seviyesinden yaklaşık 1800 metre yükseklikte, çam ağaçlarının bulutlarla kucaklaştığı efsanevi bir coğrafya karşılar sizi. Burası, hem profesyonel sporcuların hem de el değmemiş tabiat aşıklarının dilinden düşmeyen muazzam Arkut Dağı Yaylaları'dır. Arkut Dağı, sıradan bir yayla yerleşimi olmanın çok ötesinde; kış aylarında uluslararası standartlarda bir kış sporları merkezine dönüşen, yaz ve bahar aylarında ise yeşilin en asil tonlarını barındıran muazzam bir oksijen deposudur.
Dağın virajlı ve çam kokulu yollarından yukarıya doğru tırmanıp zirve düzlüğüne adım attığınız o ilk saniyede, İç Anadolu bozkırından Karadeniz gürlüğüne geçişin o keskin ve ferahlatıcı esintisini tüm bedeninizde hissedersiniz.
Arkut Dağı Yaylaları’nı Türkiye’deki diğer pek çok yayladan ayıran en büyük ve en asil özellik, onun taşıdığı eşsiz spor kimliğidir. Dağ üzerinde yer alan kayak pistleri, Uluslararası Kayak Federasyonu (FIS) tarafından tescillenmiş olup, özellikle "Kayaklı Koşu" (Cross-Country Skiing) branşında dünyanın ve Türkiye'nin en elverişli, en profesyonel rotalarından biri olarak kabul edilmektedir. Kışın buraya gelirseniz, asırlık çam ağaçlarının bembeyaz karlar altında adeta birer kristal heykele dönüştüğü o masalsı günlerde, pistlerde süzülen milli sporcuları izleyebilir ya da kendi kızak ve kayak takımlarınızla kışın coşkusuna ortak olabilirsiniz. Kar kalitesi ve kristal yapısı bakımından Alpler'i aratmayan bu dağda yürümek, insana kış mevsiminin tüm asaletini iliklerine kadar hissettirir.
Bahar ve yaz ayları geldiğinde ise Arkut Dağı’nın o kar beyazı örtüsü usulca erir ve yerini göz alabildiğine uzanan, rengarenk yayla çiçekleriyle bezeli yemyeşil çayırlara bırakır. Bu dönemde yayla; dağ bisikleti tutkunları, trekking (doğa yürüyüşü) severler, kampçılar ve yamaç paraşütü sporcuları için tam bir açık hava festival alanına dönüşür. Asırlık ağaçların gölgesinde çadırınızı kurup, geceleri gökyüzündeki yıldızları şehir ışıklarından tamamen uzak, en berrak haliyle izlemek bu seyahatin en unutulmaz ruhsal deneyimidir.
Yayla çevresinde yer alan ahşap konaklama tesislerinde Gerede’nin o meşhur ve içinizi ısıtacak taze demlenmiş çayını yudumlamak, yerel lezzetlerin tadına bakmak tüm yorgunluğunuzu bir anda unutturacaktır. Eğer seyahat rotanıza hem kışın beyaz ihtişamını hem de yazın el değmemiş yeşil huzurunu profesyonel bir vizyonla eklemek isterseniz, Arkut Dağı Yaylaları zirvedeki vakur duruşuyla sizi bekliyor.
Yakında ne yapılır?
Gerede ve çevresinde abant kebabı, Mengen mutfağı, keş ve yöresel hamur işleri için zaman ayırabilir, yakın tarihî veya doğal durakları aynı rota içinde birleştirerek günü uzatabilirsin.




