İlçe merkezinde yer aldığından ulaşımı çok kolaydır. Yapı tamamen düzayak olup, engelli ve bebek arabası erişimine kusursuz uygundur. Ziyaret sonrasında Mengen Pilavı mutlaka denenmelidir.
Mengen Aşçılar Müzesi hakkında
Bolu’nun o çam ormanlarıyla kaplı eşsiz doğasını geride bırakıp, adını dünyaya altın harflerle duyurmuş aşçılar diyarı Mengen ilçesine ulaştığınızda, sizi adeta taze pişen yemek kokuları ve kadim bir mutfak kültürü karşılar. Mengen’e girer girmez sizi selamlayan o devasa, meşhur Aşçı Heykeli buranın boşuna şefler yurdu olmadığının en net kanıtıdır. İşte bu lezzet diyarının kalbinde yer alan Mengen Aşçılık Müzesi & Gastronomi Kültür Evi, sadece eski mutfak eşyalarının sergilendiği soğuk bir bina kesinlikle değildir.
Burası, Fatih Sultan Mehmet döneminden bu yana Osmanlı saray mutfağını yöneten, sarayın ilk Türk aşçısı Yakup Usta’dan itibaren padişahların ve cumhurbaşkanlarının sofralarını kuran Mengenli zanaatkarların o asırlık itibarını, gururunu ve mutfak hafızasını koruyan canlı bir şaheserdir. Kapısından içeri adım attığınız o ilk saniyede, tarihin ve gastronominin nasıl bu denli asil bir uyumla birleştiğine şahit olur, Mengenli şeflerin o beyaz önlüklerinin arkasında yatan büyük emeği iliklerinize kadar hissedersiniz.
Müzenin sergi salonlarını ve dervişane mutfak canlandırmalarını adımlarken, geçmiş yüzyıllarda Mengenli ustaların bakır dövme kazanlarda, el işi mutfak aletlerinde nasıl mucizeler yarattığını kronolojik bir zaman tüneli eşliğinde inceliyorsunuz. Duvarları süsleyen o tarihi fotoğraflar, dünyanın dört bir yanındaki lüks otellerde, büyükelçiliklerde ve saraylarda mutfakları yönetmiş ünlü Mengen şeflerinin madalyaları, diplomaları ve orijinal aşçı kıyafetleri burayı adeta bir gastronomi tapınağına dönüştürüyor. Türkiye'nin ilk aşçılık okuluna ev sahipliği yapan Mengen’in, bu haklı şöhretini nesilden nesile aktarma gayretini müzenin her köşesindeki ince işçilikte net bir biçimde görüyorsunuz.
Bakır tencerelerden asırlık el değirmenlerine, antika yemek takımlarından saray ziyafetlerinin reçetelerine kadar uzanan bu zengin koleksiyon, gurmeler ve kültür meraklıları için paha biçilemez detaylar sunuyor.
Müzeyi sadece objelere bakıp bitirmek buraya haksızlık olur; çünkü bu kültür evinin içinde yer alan çağdaş gastronomi atölyeleri ve etkinlik alanları, burayı yaşayan ve üreten dinamik bir yapı haline getiriyor. Gezinizi tamamladıktan sonra Mengen Kent Meydanı’nda yürüyüş yapıp, ilçenin meşhur restoranlarında mantarla zenginleştirilmiş o ünlü kuzu etli Mengen Pilavı’nı veya kiremitte pişen yerel lezzetleri tatmak bu gurme seyahatin en keyifli kapanış ritüelidir. Eğer seyahat rotanıza hem Anadolu’nun o zengin saray mutfağı geçmişini soluyacağınız hem de dünya çapındaki şeflerin köklerine inebileceğiniz son derece vizyoner, tematik ve asil bir durak eklemek isterseniz; Mengen Aşçılık Müzesi hafızanızda en lezzetli izi bırakacak doğru adrestir.





