Hassas ekosistemi korumak amacıyla yerde ateş yakmak kesinlikle yasaktır. Kış aylarında göl yüzeyi buz tutsa da üzerine çıkılması tehlikeli ve yasaktır. Kışın kış lastiği şarttır.
Abant Gölü Milli Parkı hakkında
İstanbul ile Ankara’nın o bitmek bilmeyen şehir gürültüsünden, otoban trafiğinden sıyrılıp Bolu dağlarının sisli yollarına doğru saptığınızda, asırlık çam ağaçlarının gökyüzünü kapattığı gizemli bir rota karşılar sizi. Yolun sonunda, deniz seviyesinden tam 1328 metre yükseklikte, heybetli dağların ortasında bir ayna gibi parıldayan efsanevi bir su kütlesine ulaşırsınız. Burası, Türkiye’de doğa turizmi denince akla gelen ilk ve en asil kalelerden biri olan Abant Gölü Milli Parkı'dır. Abant, sıradan bir hafta sonu mesire alanı kesinlikle değildir.
Burası, asırlar önce yaşanan devasa bir tektonik kütle hareketinin, yani jeolojik bir heyelanın vadi önünü sabırla kapatması sonucu oluşmuş tamamen doğal bir heyelan set gölüdür. Kapısından içeri adım attığınız o ilk saniyede, ciğerlerinize dolan o buz gibi temiz dağ havası ve gölün üzerine yansıyan ağaç gölgeleri, size doğanın neden bu denli sıkı korunduğunu hemen hissettirir.
Yaklaşık 7 kilometrelik çevre uzunluğuna sahip olan gölün en büyük mucizesi, yılın her günü ziyaretçilerine bambaşka bir renk paleti sunmasıdır. İlkbahar ve yaz aylarında gelirseniz, su yüzeyini tamamen kaplayan o nadide sarı ve beyaz nilüfer çiçeklerinin, su kuşlarının neşeli cıvıltılarıyla dansına şahit olursunuz. Sonbaharda ise gölün etrafını saran kayın, meşe, göknar ve gürgen ağaçları yapraklarını sarıdan kızıla doğru boyayarak burayı canlı bir yeryüzü tablosuna dönüştürür. Kış aylarında ise Bolu’nun o meşhur karları altında göl yüzeyinin tamamen buzla kaplandığı, ağaçların beyaz gelinlik giydiği o masalsı günlerde Abant’ı adımlamak, her gezginin hayatında en az bir kez tatması gereken büyülü bir ruhsal ritüeldir. Göl kenarı boyunca uzanan ahşap yürüyüş yolları ve seyir iskeleleri, fotoğraf meraklıları için kelimelerle anlatılmaz kareler sunuyor.
Abant’ta yapabileceğiniz aktiviteler sadece göl çevresinde yürümekle de sınırlı kalmıyor; sahil şeridinde kiralayacağınız bisikletlerle veya elektrikli araçlarla tam tur keşfe çıkabilir, göle hakim tepelere doğru uzanan patikalarda doğa yürüyüşleri yapabilirsiniz. Göl kenarında yer alan şirin kafelerde ve restoranlarda Bolu’nun o dünyaca ünlü mutfağından çıkan lezzetleri tadabilir, kışın ise şömine başında taze demlenmiş bir çay eşliğinde karın yağışını izleyebilirsiniz. Ayrıca park girişinde kurulan köylü pazarından tamamen doğal Bolu çam balı, taze dağ kekiği ve yöresel peynirlerden satın almak buranın en keyifli kapanış ritüelidir. Eğer seyahat rotanıza huzurun, dinginliğin ve el değmemiş doğanın imzasını atmak isterseniz; Abant Gölü her mevsim ayrı bir masalla sizi bekliyor.
Yakında ne yapılır?
Merkez ve çevresinde abant kebabı, Mengen mutfağı, keş ve yöresel hamur işleri için zaman ayırabilir, yakın tarihî veya doğal durakları aynı rota içinde birleştirerek günü uzatabilirsin.













