Eskişehir merkezine yaklaşık 150 km, Sivrihisar'a ise 13 km mesafededir. Tamamen açık alanda ve bozkır ortasında yer aldığından yazın şapka, kışın ise rüzgarlık bulundurulmalı, rahat yürüyüş ayakkabısı giyilmelidir.
Pessinus Antik Kenti hakkında
Eskişehir’in o modern kent caddelerinden ve cıvıl cıvıl nehir kenarı kafelerinden ayrılıp güneydoğuya, Sivrihisar’ın heybetli kaya dağlarına doğru uzandığınızda, bozkırın ortasında zamanın binlerce yıl geriye sardığı kadim bir coğrafya karşılar sizi. Burası, adını duyduğum ilk andan itibaren Frigya gizemleriyle bağdaştırdığım ama Ballıhisar köyünün sokaklarına girip o asırlık taş kalıntıları gördüğüm ilk saniyede beni büyüleyen efsanevi Pessinus Antik Kenti’dir. Bugüne kadar Ege’de ya da Akdeniz genelinde mermer sütunları göğe uzanan pek çok gösterişli Roma kenti adımlamış olabilirsiniz.
Ancak Pessinus’un o rüzgarlı açık hava alanına girdiğinizde ve toprağın altından fışkıran devasa basamakları gördüğünüzde hissettiğiniz şey sıradan bir arkeolojik gezi değil; burası insanlığın en eski inançlarından birinin, yani bereketi ve doğayı simgeleyen Ana Tanrıça Kibele (Cybele) kültünün tüm dünyaya yön verdiği kutsal toprakların ta kendisidir. Efsaneye göre ünlü Frig Kralı Midas tarafından M.Ö. 8. yüzyılda kurulan bu kent, sıradan bir yerleşim yeri olmanın ötesinde, antik dünyada gökten düştüğüne inanılan kutsal siyah bir meteor taşının (Kibele’nin simgesi) saklandığı devasa bir tapınak devletidir.
Kazı alanının tam ortasından geçen Sakarya Nehri’nin (antik adıyla Sangarios) kollarını dinlemek ve o kerpiç evlerin arasına serpiştirilmiş tarihi taşlara dokunmak, insanı asırlar öncesinin o mistik ayinlerine doğru büyülü bir zaman yolculuğuna çıkarıyor.
Pessinus’u dünyadaki diğer pek çok antik kentten ayıran en özgün ve en şaşırtıcı mimari mucize, Hellenistik dönemde inşa edilen ve Roma döneminde genişletilen meşhur "Tiyatro-Tapınak" kompleksidir. Klasik antik kentlerde tiyatro ve tapınak birbirinden tamamen bağımsız alanlara inşa edilirken, Pessinus’un dehaları bu iki yapıyı birbirine bağlamıştır. Tapınağa çıkan o devasa anıtsal mermer basamaklar, aynı zamanda dinsel törenleri izleyen izleyiciler için bir tiyatro caveası (oturma sırası) vazifesi görüyordu. Bugün o mermer basamakların üzerinde oturup bozkırdan esen sert rüzgarı dinlemek, insanın içini tarifsiz bir hayranlıkla kaplıyor. Kent, zamanında o kadar büyük bir güce sahipti ki, M.Ö.
204 yılında Romalılar, Kartaca savaşlarını kazanabilmek adına kentin kalbi olan o kutsal göktaşı heykelini büyük törenlerle Roma’ya taşımış ve Kibele inancını imparatorluğun resmi dini haline getirmişlerdir. Tarihin bu denli büyük kırılma noktalarına ev sahipliği yapmış olan bu toprakları adımlamak, her gezginin ruhuna dokunacak benzersiz bir kültür deneyimi sunuyor.
Pessinus seyahatini tam anlamıyla deneyimlemek istiyorsanız, gezinizi aceleye getirmemeli, adımlarınızı Ballıhisar köyünün o sakin yaşam ritmine uydurmalısınız. Kazı alanının hemen yanındaki açık hava müzesinde sergilenen devasa lahitleri, mermer yazıtları ve sütun başlıklarını fotoğraflamak, nehir yatağı boyunca uzanan antik su kanallarının mimarisini incelemek her seyahat severin hafızasına kazıması gereken paha biçilemez anlar sunuyor.
Geziyi tamamlayıp köy kahvesinde soluklanırken, yerel halkla sohbet edip bir bardak sıcak çay yudumlamak ya da dönüş yolunda Sivrihisar merkezine uğrayarak o meşhur tescilli sıcacık Sivrihisar Muska Baklavası’nı ve dövme kebabını tatmak bu tarihi seyahatin en keyifli kapanış ritüelidir. Eğer seyahat rotanıza hem Anadolu’nun o en eski ve gizemli inanç köklerini eklemek hem de bozkırın ortasında saklanan bakir bir Frigya başyapıtını solumak isterseniz, Pessinus Antik Kenti tüm mistik ruhuyla Sivrihisar'da sizleri bekliyor.
Yakında ne yapılır?
Sivrihisar ve çevresinde çi börek, balaban kebabı ve met helvası için zaman ayırabilir, yakın tarihî veya doğal durakları aynı rota içinde birleştirerek günü uzatabilirsin.












