Müze alanı içerisinde türbeler ve sandukalar yer aldığından sessiz olunması ve saygı kurallarına dikkat edilmesi rica olunur. İçeride flaşsız fotoğraf çekimine izin verilmektedir. Müze, Girne Kapısı'na sadece birkaç adımlık yürüme mesafesinde olduğu için ulaşımı oldukça kolaydır ve engelli erişimine kısmen uygundur. Hafta sonları kapalı olması sebebiyle gezi planınızı hafta içi günlerine göre yapmanız tavsiye edilir.
Lefkoşa Mevlevihanesi veya Mevlevi Tekkesi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin başkenti Kuzey Lefkoşa'da 1593 yılında Kıbrıs fatihlerinden Arap Ahmet Paşa tarafından kurulan mevlevihanedir. Semahane ve türbe kısmı günümüze kadar gelebilmiştir ve Mevlevi-Tekke Kültürü müzesi olarak kullanılmaktadır. Girne Kapısı yakınlarındaki Mevlevihane, Kıbrıs'ın Osmanlı döneminde en önemli yapılarından birisidir.
Tarihi boyunca gemi ile hacca gidenlerin uğrak yeri olan mevlevihane, yetiştirdiği insanlar ve verdiği hizmetlerle Kıbrıs Türk tarihinin önemli kurumlardan birisi olmuştur. Dânişî ve İlmî mahlaslarıyla şiirleri olan Dânişî Ali Dede, Siyahi Mustafa Dede, Hızır Handi Dede, Siyahi Mustafa Dede'nin oğlu Arif Dede, Sadri Dede, Danişi Ali Dede'nin oğlu Muhammed Mukim Dede, Talib Dede, Nesib Dede, Müneccimbaşı Ahmed Dede, Derviş Lebib Lefkoşa Mevlevihanesi'nde yetişmiş şairler arasındadır. 17.
yüzyılda bina bakımsızlıktan harap olunca Rumeli Beylerbeyi Ferhad Paşa Mevlevihane'yi yeniden inşa ettirmiş ve tekke kendi adıyla anılmıştır.
Mevlevi Tekke Müzesi hakkında
Lefkoşa’nın tarihi giriş kapılarından biri olan Girne Kapısı’ndan içeriye adım atıp güneye doğru yürüdüğünüzde, cadde üzerinde sadeliği ve mimarisiyle hemen dikkat çeken bir yapı sizi karşılar. Burası, asırlar boyunca adanın en önemli inanç, kültür ve felsefe merkezlerinden biri olmuş Lefkoşa Mevlevi Tekkesi’dir. Kıbrıs’ın Osmanlılar tarafından fethedilmesinin hemen ardından, 1593 yılında Arab Ahmet Paşa’nın valiliği döneminde kurulan tekke, adadaki Mevlevilik kültürünün kalbi sayılmaktadır.
Zamanında geniş bir arazi üzerine; semahane, derviş odaları, türbe, mutfak ve misafirhane gibi bölümlerle devasa bir külliye olarak inşa edilen yapı, İngiliz sömürge dönemi ve sonrasında yaşanan kentsel dönüşümlerle küçülmüş olsa da günümüze ulaşan kısımlarıyla mistik ruhunu korumayı başarmıştır. Tekkenin içerisine girdiğiniz an, dışarıdaki şehir gürültüsü anında bıçak gibi kesilir ve yerini derin bir huzura bırakır. Yapının en görkemli kısmı şüphesiz geniş pencereleri ve kubbeli yapısıyla dikkat çeken Semahane bölümüdür. Geçmişte dervişlerin ney ve kudüm sesleri eşliğinde sema döndüğü bu salon, günümüzde adeta zamanı durdurmuş bir atmosfer sunuyor.
Şeyhlik makamının ve dervişlerin odaları ise bugün Kıbrıs Türk halkının köklü geçmişini, geleneksel yaşam tarzını yansıtan giysiler, el yazması eserler, hat sanatları, Mevlevi giysileri ve müzik aletlerinin sergilendiği birer etnografya müzesi olarak düzenlenmiştir. Müzenin en dikkat çekici ve saygı uyandıran bölümlerinden bir diğeri ise uzun koridor boyunca sıralanan 16 adet Mevlevi dedesine ait sandukaların bulunduğu türbe kısımlarıdır. Kıbrıs’ta hoşgörünün, sevginin ve tasavvuf kültürünün asırlarca nasıl yeşerdiğini anlamak adına bu müze paha biçilemez bir kaynaktır. Surlariçi turunuza başlamadan önce uğrayıp bu huzurlu atmosferi koklamak, Lefkoşa seyahatinize bambaşka bir anlam katacaktır.







