Göl yüzeyindeki tuz kristalleri keskindir, çıplak ayakla yürürken dikkat edilmelidir. Yazın güneş yansıması çok güçlüdür, mutlaka güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Tesislerde ayak yıkama alanları bulunur.
Tuz Gölü hakkında
Ankara’dan güneye, Aksaray ve Kapadokya yönüne doğru uzanan o uçsuz bucaksız bozkır yollarında ilerlerken, Şereflikoçhisar yakınlarında aniden ufuk çizgisinin kar beyazına büründüğünü görürsünüz. Burası, ilk bakışta insana kutuplarda bir buz çölündeymiş hissi veren, Türkiye’nin en sıra dışı coğrafi mucizelerinden biri olan Tuz Gölü'dür. Ankara bozkırının ortasında, deniz seviyesinden yaklaşık 900 metre yükseklikte uzanan bu devasa havza, sadece ülkemizin ikinci büyük gölü olmakla kalmıyor; aynı zamanda Türkiye’nin sofralık tuz ihtiyacının yüzde 40'ından fazlasını tek başına karşılayan devasa bir doğal fabrika niteliği taşıyor. Yol kenarındaki tesislere aracınızı park edip gölün kıyısına doğru adım attığınız o ilk an, ayağınızın altındaki çıtırdayan tuz tabakası ve gözün alabildiğine uzanan beyazlık karşısında büyülenmemek elde değil.
Tuz Gölü’nü dünyadaki diğer göllerden ayıran ve burayı bir seyahat ikonu haline getiren en büyük mucize, suyun derinliğinin yılın büyük kısmında sadece birkaç santimetre olmasıdır. Özellikle bahar aylarında eriyen karlarla birlikte hafifçe suyla dolan göl yüzeyi, rüzgarsız günlerde gökyüzünü pürüzsüz bir ayna gibi yansıtır. Üzerinde yürüdüğünüzde bulutların üzerinde yürüyormuş hissi veren bu muazzam ayna efekti, dünyanın en ünlü fotoğrafçılarının ve seyahat tutkunlarının buraya akın etmesinin en büyük sebebidir. Yaz aylarında ise suların buharlaşmasıyla birlikte göl yüzeyi tamamen sert bir tuz kristali tarlasına dönüşür.
Gölün bazı bölgelerinde, sıcaklığın ve tuzluluk oranının artmasıyla birlikte "dunaliella salina" adı verilen algler çoğalır ve gölün rengi yer yer büyüleyici bir pembe tonuna bürünür. Bu pembeleşme dönemi, doğanın gezginlere sunduğu en muhteşem görsel şölenlerden biridir.
Burası aynı zamanda el değmemiş vahşi doğasıyla da uluslararası öneme sahip bir koruma alanıdır. İnsanlardan uzak, tuzlu suların ortasındaki adacıklar, kuluçkaya yatmak için burayı seçen on binlerce flamingoya (allı turna) ev sahipliği yapar. Türkiye’nin en büyük flamingo kolonisine ev sahipliği yapan Tuz Gölü, bahar ve yaz aylarında tam bir göçmen kuş cennetine dönüşür. Gezinizi gün batımı saatlerine denk getirecek şekilde planlarsanız, gökyüzünün kızıl, mor ve turuncu renklerinin tuzlu suyun üzerindeki yansımasını izleyebilir, hayatınız boyunca unutamayacağınız kadrajlar yakalayabilirsiniz.
Gölden çıkarken tesislerde satılan, göl tuzundan üretilen ve cilde çok iyi geldiği bilinen şifalı krem ve peeling ürünlerinden satın almak da buranın keyifli bir kapanış ritüelidir. Eğer seyahat rotanıza sınırları zorlayan, doğallığı ve sonsuzluk hissini bir arada yaşatacak bir durak eklemek isterseniz, Tuz Gölü beyaz örtüsüyle sizi bekliyor.
Gezi sırasında nelere dikkat etmeli?
Su seviyesine ve mevsime göre görüntü çok değişebilir. Tuz yüzeyine gelişigüzel çıkmak yerine izin verilen alanlarda kalmak ve doğal yapıyı korumak gerekir.
Yakında ne yapılır?
Ankara mutfağından Ankara tava, Ankara simidi ve Beypazarı kurusu gibi yerel tatlara zaman ayırmak, bölgeyi tek bir mekâna sıkıştırmadan gezinin tamamlanmasını sağlar.














